ÇERNOBİL`İN YILDÖNÜMÜNDE RADYOAKTİF KİRLİLİK İÇİN ÖNLEM ÇAĞRISI

ÇERNOBİL`İN YILDÖNÜMÜNDE RADYOAKTİF KİRLİLİK İÇİN ÖNLEM ÇAĞRISI

Nükleer Karşıtı Platform (NKP) İzmir Bileşenleri bugün (26 Nisan 2016) saat 11:30`da Gaziemir`de yer alan ve radyoaktif kirlenmeye neden olan eski kurşun fabrikası yakınlarında basın açıklaması gerçekleştirdi. Bölgedeki kirliğinin halen temizlenmediğine dikkat çekilen açıklamada, bölgede düzenli sağlık taraması yapılaması talep edildi.

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Yeşil‘in de destek verdiği basın açıklamasında, ortak metni Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) İzmir Şubesi‘nden Selma Akdoğan okudu. Çernobil faciasının yıl dönümünde ülkemizin sonu belirsiz bir nükleer maceraya hızla sürüklendiğinin vurgulandığı açıklamada, şöyle denildi:

“Nükleer santrallerin ilk kuruluşlarından bu yana irili ufaklı altı yüzden fazla kaza yaşanmış ve bunların çok büyük bir bölümü halktan gizlenmiştir. Bu kazaların, ancak gizlenemeyecek kadar büyük olanları açıklanmıştır.”

En büyük kazaların Çernobil ve Fukuşima olduğunun kaydedildiği açıklamada, bu kazaların binlerce insanın doğrudan ölümüne ve yüz binlerce insanın ise başta kanser olmak üzere çeşitli hastalıklara yakalanmasına neden olduğu belirtildi. “Three Mile Island kazası gibi doğrudan ölüme yol açmadığı sanılan kazalar da aslında çok önemlidir” denilen açıklamada, “Nükleer santrallerin yakınında yaşayan halkın sağlık sorunları da yeterince kamuoyuna açıklanmamakta, gizlenmektedir. Gerekçe olarak, kazalardan önceki durumun bilinmediği, dolayısıyla gerçekten kazalar ile sağlık sorunlarında bir artış olup olmadığının bilinemeyeceği gösteriliyor” denildi.

Pek çok tesiste kazanç baskısı nedeniyle, güvenliğin göz ardı edildiğinin vurgulandığı açıklamada, “Özelleştirmenin olduğu yerde, ortaklar, karlarını gözeterek ve maliyeti azaltmaya çalışarak ölümcül maliyet kısıntılarına gidebilecektir. Bu bilim kurgu değildir. Bir endüstrinin sorun dolu tarihidir” ifadelerine yer verildi. Nükleer santralların hepsinden kaza olma riski olduğuna dikkat çekilen açıklamada, şöyle denildi:
“Dahası tasarlandıkları gibi çalışsalar bile mutlaka bir miktar radyoaktif madde havaya ve suya karışmaktadır. 1940‘lardan beri nükleer endüstri bu gerçeği askeri bir sır gibi saklamaya devam etmektedir.”

Gaziemir‘de Sağlık Taraması Talebi
Gaziemir‘deki eski kurşun fabrikası arazisindeki radyoaktif kirliğe dikkat çekilen açıklamada, şöyle denildi:
“Diğer yandan, nükleer santrallerin tehlike yaratmayacağını savunanlar, kentimizde Gaziemir`de ortaya çıkan Eu252 nükleer atıklarına halen çözüm bulamamışlardır. Tesis alanında, tespitinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen, bugüne kadar temizlenemeyen atıklar halen orada durmakta ve yaşamlarımızı tehdit etmektedir. Yöre halkı, bu alandan rahatlıkla geçerek ana yola ulaşırken çocuklar burada oynamaktadır. Burası hakkında, halen güvenilir ve tatmin edici bir açıklama yapılmamış olması da endişelerimizi arttırmaktadır.”

Gaziemir ve Karabağlar‘da acilen ve periyodik olarak sağlık taraması yapılmasının istendiği açıklamada, “Sorunun, çözümsüz olarak İzmir‘in problemi olmaya devam etmesi, ülkemizin nükleer santral macerasında karşılaşacağı riskleri nasıl çözemeyeceğinin de en önemli göstergesidir” ifadelerine yer verildi.

“Sıfır Risk” Diye Bir Şey Yok
Tüm ülkeyi etkileyen elektrik kesintisinin nedenini bile açıklayamayanların nükleer macerasına kalkışmasın ürkütücü olduğuna vurgu yapılan açıklamada, şöyle denildi:

“Yetkililer, kurulacak nükleer santralin dünyada ilk kez ülkemizde uygulanacağını söylerken, bir yandan da hiç bir risk taşımadığını rahatlıkla ileri sürebilmektedir. Bu kanıya nasıl vardıklarını bilemiyoruz. Oysa, bilinmektedir ki sıfır risk diye bir şey yoktur. Nükleer kaza olduktan sonra gözyaşı dökmenin hiç bir yararı olamayacağı gibi, yüzyıllarca yaşamımızı karartacak, bizleri kanserle boğuşmak zorunda bırakacak bir kirliliği göze almanın ise hiç bir gereği yoktur.”

Çernobil‘de 30 km mesafe içerisine 900 yıl girilmesinin yasaklandığının vurgulandığı açıklamada, “nükleer söz konusuysa sıfır risk diye bir şey yoktur”denildi. Fukişima felaketinin deprem sonrası küçük bir arıza sonucu ortaya çıktığına vurgu yapılan açıklamada, Türkiye‘nin de bir deprem ülkesi olduğu vurgulandı.

“Yurttaşlar Nükleere Geçit Vermez”
Basın açıklamasında konuşan EMO Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Yeşil ise EMO‘nun Türkiye‘nin elektrik enerjisinde kaynak oluşturabilecek yeterli yerli ve yenilenebilir enerji kaynağı olduğuna dikkat çekerek, “Nükleer enerjiye bugünde gelecekte de ihtiyaç olmayacak” dedi. Tüm dünyada nükleer santralların sayısının azaltıldığına, kapatılanların yerine yenilerinin yapılmadığına dikkat çeken Yeşil, Türkiye‘de yaşanan bu tersine gidişe yurttaşların izin vermeyeceğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan‘ın meslek odalarının paralel yapı ile işbirliği yaparak, büyük projeleri engellemeye çalıştığına ilişkin ifadelerini hatırlatan Yeşil, “Biz kendilerinin aksine paralel falan tanımayız. Nükleer santralları ihtiyacımızın olmadığı ilk gündeme gelişlerinden bu yana 50 yıldır söylüyoruz, söylemeye devam edeceğiz. Sinop ve Mersin halkı ile birlikte tüm yurttaşların katkılarıyla bu süreci durduracağız. Bu santralları bugün başlasalar, 10 yılda bitiremezler, inşaatı bitirseler işletmeye alamazlar” diye konuştu.

Basın açıklamasının tam metni için tıklayınız.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Scroll To Top